Köprü-Otoyolların Özelleştirmesine Karşı Basın Açıklamamız

Yapı Yol-Sen İstanbul Şube / 01.01.2013

Köprü ve Otoyolların Özelleştirmesine ilişkin basın ve haber merkezlerine şubemizce gönderilen metin aşağıdadır.

BASIN VE  HABER MERKEZLERİNE

Bildiğiniz üzere Sendikamız Yapı-Yol Sen, gündeme geldiği tarihten itibaren Köprü ve Otoyolların özelleştirilmesine karşı çıkmış olup konuyu gündeme taşımak için birçok eylem ve etkinlik düzenlemiştir.

AKP hükümeti iktidara geldiği günden bugüne dek yerli ve yabancı sermayeye hizmette kusur etmedi. Elbette ki bu hizmetin bir faturası olacaktı. AKP hükümeti bu talanın faturasını ülkenin yoksul emekçi halkının sırtına yüklemek için elinden geleni yaptı.

AKP hükümeti savaşa ve yandaşlarına bütçeden aktardığı parayı fonlamak için en basit yol olarak yıllardır bizden toplanan vergilerle yaratılmış, iktidarın değil halkın olan, taşınır taşınmaz bütün değerleri satışa çıkardı. AKP hükümeti 1986 yılından bugüne kadar yapılan özelleştirmelerin yüzde 80’ini tek başına iktidar olduğu 2002–2012 dönemde gerçekleştirerek bu alanda kırılması zor bir rekora imza atmıştır.

AKP hükümetinin son saldırısı ise Köprü ve Otoyollara yönelik oldu. Koç-Ülker-UEM ortaklığı 5 milyar 720 milyon dolara ihaleyi aldı.

Köprü ve otoyollardan sadece son 10 yılda 4,5 milyar gelir elde edildi. Karayolları Genel Müdürlüğü’nün kendi verilerinden elde edilen bilgilere göre 2001 yılından 2011 yılı ekim ayı sonuna kadar geçen sürede elde edilen gelir 4 milyar 492 milyon 366 bin lira oldu. Bu gelirlerin yaklaşık 2,5 milyar lirası otoyollardan sağlanırken, 2 milyar lirasını ise Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet Köprüleri’nden alınan geçiş ücretleri oluşturdu. Köprü ve otoyollardan son 10 yılda geçen araç sayısı % 76 artış gösterirken gelir artışı ise % 250 civarında gerçekleşti. Köprü ve otoyollardan elde edilen gelir sürekli ve düzenli bir biçimde artış gösterirken hükümetin köprü ve otoyolları hangi mantıkla satmaya çalıştığını anlamak mümkün değil.

Borçlanan bir kamu idaresi, gelecekte elde edeceği gelirlerle, bu borcunu ödeyeceğini varsayar. Gelecek zamandaki gelirleri azaltanlar ise, geleceği borca sokmuş olurlar. Ekonomik olarak da 25 yıl boyunca devlet tarafından elde edilecek düzenli bir gelir, bugünkü değerle düşünülerek indirime uğruyor. Ayrıca yalnızca 4 yıl gibi bir süre için devleti yönetmek üzere seçimle işbaşına gelmiş bir iktidar, 25 yılı ipotek altına almakta bir beis görmüyor ki bunu da herhangi bir meclis kararına dayandırmadan gerçekleştirdiğini görüyoruz.

Hali hazırda mevcut otoyolların geçiş ücretleri arttığında doğal olarak alternatif yollara yönelim artacaktır. Bu şekilde şu an için görece güvenli olan otoyollar yerine daha az güvenli yollarda trafik oluşacak, bu sebeple doğal olarak yol güvenliği azalacaktır.

Bu güne kadar otoyolların bakım ve onarımı da bu konuda uzman, yılların tecrübesine sahip bir Kurumca ya da Kurumun kontrolü altında yürütülmekteydi. Fakat özelleştirmenin ardından köprü ve otoyolların bakım ve onarımı noktasında da sağlıklı bir hizmet üretilemeyecek, bu da doğal olarak can ve mal kayıplarında artışa sebebiyet verecektir.

Otoyol ve köprülerin özelleştirmenin ardından ceplerine girecek paradan başka bir şey düşünmeyen, gözlerini kar hırsı bürümüş şirketlerce yönetileceği düşünülürse ne yazık ki trafik kazaları sonucunda daha çok mal ve can kaybı oluşacağını düşünüyoruz.

Köprü ve Otoyolların özelleştirilmesi demek, mal transferinin de daha pahalı yapılması demek olacaktır ki bu da doğal olarak bütün hizmetlerin fiyatlarına yansıyacaktır.

Köprü ve otoyolların özelleştirilmesi demek aynı zamanda insan ulaşımının da daha pahalı hale gelmesi demektir.

Özelleştirmeler bu ülkeye ve çalışanlara sadece ama sadece zarar getirmektedir.

Köprü ve Otoyolların özelleştirilmesi bu işkolunda çalışanlarla birlikte bu hizmeti alan halkımızın da zararına olacaktır.

Köprü ve Otoyolları satmak demek halkın ve emekçilerin alın teri ile meydana getirdikleri değerleri peşkeş çekmek demektir.

Köprü ve Otoyolların satışına onay verenlere sorulması gereken birkaç soru olduğunu düşünüyoruz.

Kar eden bu kurumları hangi gerekçe ile satışa çıkardınız?

Bu hizmet kolunda çalışan emekçilerin istihdamı hakkında ne yapmayı düşünüyorsunuz?

Bu hizmetten faydalananlar açısından özelleştirmenin getirisi nedir?

Özelleştirmenin ardından Köprü ve Otoyolların ücret politikası nasıl belirlenecek?

İhaleyi alan şirketlere herhangi bir gelir garantisinde bulundunuz mu?

Yukarıda sorduğumuz soruların tamamının yanıtının bu ülkenin çalışanları açısından olumsuz olduğunu biliyoruz.

Artık AKP hükümetinin talan politikalarına bir dur demenin vakti geldi. Alın terimizle bizden toplanan vergilerle ortaya çıkan değerlerin yandaşlara, sermayeye peşkeş çekilmesine dur demenin zamanı geldi.

Yapı Yol Sen Sendikası olarak toplumun tüm duyarlı kesimlerini bu özelleştirmeye karşı çıkmaya çağırıyoruz.

KÖPRÜ VE OTOYOLLARIN ÖZELLEŞTİRİLMESİ NEDEN KARŞIYIZ?

  • DAHA GÜVENLİ BİR ULAŞIM İÇİN.
  • İŞÇİ VE EMEKÇİLERİN HAKLARI İÇİN.
  • BİZİM VERGİLERİMİZLE İNŞA EDİLEN KÖPRÜ VE OTOYOLLARIN YANDAŞLARA PEŞKEŞ ÇEKİLMEMESİ İÇİN.
  • KÖPRÜ VE OTOYOLLARI KULLANAN HALKIMIZIN ÖZELLEŞTİRME SONRASINDA ÖDEYECEĞİ HER FAZLA KURUŞ İÇİN.
  • KÖPRÜ VE OTOYOLLARDAN ELDE EDİLEN GELİRİN BİRKAÇ YANDAŞ PATRONA DEĞİL DE HALKIMIZ YARARINA KULLANILMASINI DOĞRU BULDUĞUMUZ İÇİN.
  • DAHA UCUZ MAL VE İNSAN TRANSFERİ İÇİN.

TALEPLERİMİZ

  • ÇALIŞANLARA İNSANCA YAŞANACAK BİR ÜCRET VERİLSİN ÇALIŞMA KOŞULLARI İYİLEŞTİRİLSİN.
  • ÖZELLEŞTİRMELER DURDURULSUN.
  • KÖPRÜLER ÜCRETSİZ OLSUN.
  • GÜVENLİ UCUZ VE YAYGIN BİR ULAŞIM AĞI KURULSUN.